.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ (ص): مَنْ سَلَكَ طَرِيقًا يَلْتَمِسُ فِيهِ عِلْمًا سَهَّلَ اللَّهُ لَهُ

طَرِيقًا إِلَى الْجَنَّةِ.

Ebu Hüreyre’den (radiyallahu anh) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Kim ilim tahsil etmek amacıyla bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.”

 

هَذَا كِتَابُ الْبِنَاءِ فىِ الصَّرْفِ

 – الثُّلَاثِىُّ الْمُجَرَّدُ

اِعْلَمْ أَنَّ اَبْوَابَ الَتّصْرِ يفِ خَمْسَةٌ وَثَلَثُونَ بَابًا. سِتَّةٌ مِنْهَا لِلثُّلَاثِىِّ الْمُجَرَّدِ:

 

SÜLÂSÎ MÜCERRED

Bil ki, tasrîfin bâbları otuz beş bâbdır. Bu (otuz beş bâb)dan altısı sülâsî mücerred (kökü üç harfli yalın fiiller) içindir.

 

AÇIKLAMA;

Besmelenin başında bir fiil gizlidir. Yani “ben Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile başlarım” cümlesindeki başlarım fiili gibi .

Rahman: Dünyada bütün kullarına merhametli olandır.

Rahim: Ahirette yalnız mümin kullarına karşı merhametli olan. Acımakta nihai noktaya erendir.

Bina kelimesi: بِنَاءً – يَبْنِي – بَنَى   olarak 2. babdan mastar gayrı mimidir.

Sarf lügatta, değiştirmek demektir. Istılahta, istenilen manayı elde etmek için tek olan aslı (mastarı) çeşitli misallere çevirmektir. (İcât olan mastardan hangi manayı istersek ona dönüştürmektir. Zira mastarda yalnız iş manası vardır.)

Sarf ilminin gayesi; kelimenin yapısındaki ve yazılışındaki hatalardan kurtulmaktır. (Ma’lum – mechulu bilmek gibi…)

Sarf ilminin kaynağı; Kur’an-ı Kerim, hadisler ve Arapların cahiliye şiirleridir.

Sarf ilminin hükmü, farz-ı kifayedir.

عَلِمَ :Dikkat çekmek için gelmiştir. Bir sözü bizzat muhataba söylenmekle, ortaya konuşmak ayrıdır. Müfred değil de çoğul konuşsaydı bazısının kulağına girer bazısının girmeyebilirdi. Musannıf “bunca sözü yalnız sana anlatıyorum” demeyi kastedip, söze muhatabına kıymet vererek başlamıştır.

Tasrif: Kelimelerin çekimini yapmak, yaparken çoğaltmak, onları birbirinden türetmek, meydana getirmek.

Arapçada sadece kök harflerinden oluşan fiillere “mücerred (yalın)”, bunlara yapılan ilavelerle ortaya çıkanlara da “mezid (ilaveli) fiiller” denir.

Mücerred fiiller üç ve dört harfliler olmak üzere ikiye ayrılır. Bunlardan üç harfli olanlara “sülasi mücerred”, dört harfli olanlara da “rubai mücerred” denir. Sülasi mücerredler fiillerin çoğunluğunu teşkil ederler. Rubai mücerredlerin sayıları azdır.

Kök harfleri üzerine ziyade yapılan fiillere “mezid (ilaveli) fiiller” denir. Bunlar sülasi mezid ve rubai mezid olmak üzere iki kısımdır.

                              FİİLLER(35BAB)
                                        SÜLASİ FİİLLER                                                      RUBAİ FİİLLER
SÜLASİ MÜCERRED SÜLASİ MEZİD RUBAİ MÜCERRED RUBAİ MEZİD

 

35 BAB’DAN 6 TANESİ SÜLASİ MÜCERRED İÇİNDİR.

  1. BÂB: فَعَلَ – يَفْعُلُ Aynel fiili mazide fetha, muzaride zamme
  2. BÂB: فَعَلَ – يَفْعِلُ Aynel fiili mazide fetha, muzaride kesra
  3. BÂB: فَعَلَ – يَفْعَلُ Aynel fiili mazi ve muzaride fetha
  4. BÂB: فَعِلَيَفْعَلُ Aynel fiili mazide kesra, muzaride fetha
  5. BÂB فَعُلَيَفْعُلُ Aynel fiili mazi ve muzaride zamme
  6. BÂB: فَعِلَيَفْعِلُ Aynel fiili mazi ve muzaride kesra

 

اَلْبَابُ الْاَوَّلُ : فَعَلَ يَفْعُلُ. مَوْزُونُهُ : نَصَرَ يَنْصُرُ. وَ عَلَامَتُهُ : اَنْ يكُونَ عَيْنُ فِعْلِهِ مَفْتُوحًا فِى الْمَاضِي وَمَضْمُومًا فِى الْمُضَارِعِ .

وَ بِنَاؤُهُ : لِلتَّعَدِّي غَالِبًا وَقَدْ يَكُونُ لَازِمًا. مِثَالُ الْمُتَعَدِّى نَحْوُ: نَصَرَ زَيْدٌ عَمْرًوا. وَمِثَالُ اللَّازِمِ نَحْوُ: خَرَجَ زَيْدٌ.

اَلْمُتَعَدِّى : هُوَ مَا يَتَجَاوَزُ فِعْلُ الْفَاعِلِ اِلَى الْمَفْعُولِ بِهِ.

وَاللَّازِمُ: هُوَ مَا لَمْ يَتَجَاوَزْ فِعْلُ الْفَاعِلِ اِلَى الْمَفْعُولِ بِهِ بَلْ وَقَعَ فِى نَفْسِهِ.

 

BİRİNCİ BÂB: فَعَلَ يَفْعُلُ  dür. Bu ölçüdeki fiil, (yani mevzûnu) نَصَرَ يَنْصُرُ dur. Bu bâbın alâmeti: Mâzide, aynel fiili meftûh (yani ortadaki harf üstünlü) ve müzâride madmûm (yani ötreli) olmasıdır.

Bu bâbın binâsı çok kere müteaddî içindir, az kere lâzım olur. Müdeaddi fiilin misali:  “نَصَرَ زَيْدٌ عَمْرًوا ” Zeyd Amr’a yardım etti gibi. Lâzım fiilin misali  “خَرَجَ زَيْدٌ”   Zeyd çıktı gibi.

Müteaddî: Fâilin fiili mef’ûlün bih’e geçen fiildir.

Lâzım: Fâilin fiili mef’ûlün bih’e geçmeyen, bilâkis kendisinde kalan fiildir (Yani, fiilin işi fâilde kalır da mef’ûlun bih’e geçmezse, o fiile lâzım = geçişsiz fiil denir. Böyle bir fiilin mef’ûle geçebilmesi için harfi cer lâzımdır).

 

AÇIKLAMA:

Bab: Bölüm demektir. Yapılarındaki değişikliğe göre isimlendirilen her bir kelime kalıbına “bab” denir.

Vezin: Ölçü demektir. Babları birbirinden ayırt etmek, hareke ve sükun durumunu göstermek için harflerden yapılan ölçüdür.

Mevzun: Ölçülen demektir. Her bir vezin için zikrolunan örnek anlamındadır.

Alamet: İşaret demektir. Her bir babı diğerlerinden ayıran işaret anlamındadır.

Bina: Yapı, kuruluş özelliği demektir. Her bir babın kendine ait ifade ettiği manayı ve kullanılış yönlerini gösterir.

 

Müteaddi fiil; Failin yaptığı iş meful’un bihe geçen fiildir. Müteaddi fiiller Meful’un bihi doğrudan doğruya (harf-i cersiz) alırlar. Türkçe karşılığı geçişli fiildir. Bu fiillerde mef’ulü gerektiren “neyi”, “neye” ve “kimi”, “kime” soruları akla gelmektedir.

Lazım fiil: Failin yaptığı iş mef’ulün bihe geçmeyip kendi nefsinde kalan fiillerdir. Lazım fiiller mef’ulü doğrudan doğruya almayıp harf-i cerle alırlar. Türkçe karşılığı geçişsiz fiildir. Bu fiillerde mef’ulü gerektiren sorular akla gelmez. Yani mef’ule gerek yoktur.

Müteaddi Fiile Örnek:

نَصَرَ زَيْدٌ عَمْرًا “Zeyd, Amr’a yardım etti.”

نَصَرَ fiil, زَيْدٌ fail, عَمْرًا ise mef’uldür. Fail olan Zeyd’in yardım etme işi, mef’ul olan Amr’a geçtiği (tesir ettiği) için نَصَرَ fiili müteaddidir.

Lazım Fiile Örnek:

خَرَجَ زَيْدٌ “Zeyd çıktı.”

خَرَجَ fiil, زَيْدٌ faildir. Fail olan Zeyd’in çıkma işi, mef’ule geçmeyip (tesir etmeyip) iş sadece faile kaldığından خَرَجَ fiili lazımdır.

 

 اَلْبَابُ الثَّانِى : فَعَلَ يَفْعِلُ . مَوْزُونُهُ : ضَرَبَ يَضْرِبُ. وَعَلَامَتُهُ : اَنْ يَكُونَ عَيْنُ فِعْلِهِ مَفْتُوحًا فِى الْمَاضِى وَمَكْسُورًا فِى الغَابِرِ.

وَ بِنَاؤُهُ : اَيْضًا لِلتَّعَدِّى غَالِبًا وَقَدْ يَكُونَ لَازِمًا. مِثَالُ الْمُتَعَدِّي نَحْوُ: ضَرَبَ زَيْدٌ عَمْرًوا. وَمِثَالُ اللَّازِمِ نَحْوُ : جَلَسَ زَيْدٌ.

 

İKİNCİ BÂB: فَعَلَ يَفْعِلُ dür. Bu ölçüdeki fiil : ضَرَبَ يَضْرِبُ dur. Bu bâbın alâmeti: Aynel fiili mâzi de meftûh (yani ortadaki harf üstülü) ve müzâride meksûr (yani esireli) olmasıdır.

Bu bâbın binâsı da: Çok kere müteaddî içindir. Az kere lâzım olur. Müteaddî fiilin misali:   “ضَرَبَ زَيْدٌ عَمْرًوا. ” Zeyd Amr’a vurdu gibi. Lâzım fiilin misali: “جَلَسَ زَيْدٌ”  Zeyd oturdu gibi.

 

AÇIKLAMA:

Müteaddi Fiile Örnek:

ضَرَبَ زَيْدٌ عَمْرًا “Zeyd, Amr’ı dövdü.”

ضَرَبَ fiil, زَيْدٌ fail, عَمْرًا ise mef’uldür. Fail olan Zeyd’in dövme işi, bir mef’ul olan Amr’a geçtiği için ضَرَبَ fiili müteaddidir.

Lazım Fiile Örnek:

جَلَسَ زَيْدٌ “Zeyd oturdu.”

جَلَسَ fiil, زَيْدٌ faildir. Fail olan Zeyd’in oturma işi, mef’ule geçmeyip iş sadece faile kaldığından جَلَسَ fiili lazımdır.

 

اَلْبَابُ الثَّالِثُ فَعَلَ يَفْعَلُ. مَوْزُونُهُ : فَتَحَ يَفْتَحُ. وَعَلَامَتُهُ : اَنْ يَكُونُ عَيْنُ فِعْلِهِ مَفْتُوحًا فِي الْمَاضِي وَالْمُضَارِعِ بِشَرْطِ اَنْ يَكُونَ عَيْنُ فِعْلِهِ اَوْ لَامِهِ حَرْفًا مِنْ حُرُوفِ الْخَلْقِ. وَهِيَ سِتَّةٌ اَلْحَاءُ وَالْخَاءُ وَ الْعَيْنُ وَالْغَيْنُ وَالْهَاءُ وَالْهَمْزَةُ.

وَ بِنَاؤُهُ : لِلتَّعْدِيَةِ غَالِبًا وَقَدْ يَكُونُ لَازِمًا. مِثَالُ الْمُتَعَدِّي نَحْوُ : فَتَحَ زَيْدُنِ الْبَابَ. وَمِثَالُ اللَّازِمِ نَحْوُ : ذَهَبَ زَيْدٌ.

ÜÇÜNCÜ BÂB: فَعَلَ يَفْعَلُ ‘dür. Bu ölçüdeki fiil  فَتَحَ يَفْتَحُ ‘dür. Bu bâbın alâmeti: aynel fiili veya lâmel fiili (yani ortadaki veya sondaki harf), boğaz harflerinden bir harf olması şartıyla aynel fiili (yani ortadaki harf) mâzide ve müzâride meftûh (yani üstünlü) olmasıdır. Boğaz harfleri altıdır. Ha, hı, ayn, gayn, he, hemze.

 

AÇIKLAMA:

Üçüncü bâbdan gelen bir fiilin aynel veya lamel fiilinde boğaz harflerinden bir harf olması şarttır.

gibi.

  • Ancak bazı fiiller de aynel veya lamel fiilinde boğaz harflerinden bir harf olmadığı halde üçüncü bâb’a girerler. Bu vfiillere şaz denir.

Müteaddi Fiile Örnek:

 

fiil,  fail,  ise mef’uldür. Fail olan Zeyd’in açma işi, mef’ul olan kapıya geçtiği için  fiili müteaddidir.

Lazım Fiile Örnek:

fiil,  faildir. Fail olan Zeyd’in gitme işi, bir mef’ule geçmeyip iş sadece faile kaldığından  fiili lazımdır.

 

اَلْبَابُ الرَّابِعُ : فَعِلَ يَفْعَلُ. مَوْزُونُهُ: عَلِمَ يَعْلَمُ. وَعَلَامتُهُ : اَنْ يَكُونَ عَيْنُ فِعْلِهِ مَكْسُورًا فِي الْمَاضِي وَ مَفْتُوحًا فِي الْغَابِرِ.

وَ بِنَاؤُهُ : لِلتَّعَدِيَةِ غَالِبًا وَقَدْ يَكُونُ لَازِمًا. مِثَالُ الْمُتَعَدِّي نَحْوُ: عَلِمَ زَيْدُنِ الْمَسْئَلَةَ. وَمِثَالُ اللَّازِمِ نَحْوُ: وَجِلَ زَيْدٌ.

DÖRDÜNCÜ BÂB: فَعِلَ يَفْعَلُ ‘ dür. Bu ölçüdeki fiil: عَلِمَ يَعْلَمُ ‘dür. Bu bâbın alâmeti: Aynel fiili mâzide meksûr (yani ortadaki harf esreli) ve müzâride meftûh (yani üstünlü) olmasıdır.

Bu bâbın binâsı: Çok kere müteaddî içindir, az kere lâzım olur. Müteaddî fiilin misali:  عَلِمَ زَيْدُنِ الْمَسْئَلَةَ Zeyd meseleyi bildi gibi. Lâzım filin misali: وَجِلَ زَيْدٌ  Zeyd korktu gibi.

 

AÇIKLAMA:

Müteaddi Fiile Örnek:

fiil,  fail,  ise mef’uldür. Fail olan Zeyd’in bilme işi, bir mef’ul olan meseleye geçtiği için  fiili müteaddidir.

Lazım Fiile Örnek:

fiil,  faildir. Fail olan Zeyd’in korkma işi, bir mef’ule geçmeyip iş sadece faile kaldığından  fiili lazımdır.

 

اَلْبَابُ الْخَامِسُ : فَعُلَ يَفْعُلُ. مَوْزُونُهُ : حَسُنَ يَحْسُنُ . وَعَلَامَتُهُ : اَنْ يَكُونَ عَيْنُ فَعْلِهِ مَضْمُومًا فِي الْمَاضِى وَلْمُضَارِعِ.

 وَ بِنَاؤُهُ : اَنْ يَكُونَ اِلَّا لَازِمًا. نَحْوُ : حَسُنَ

BEŞİNCİ BÂB:  فَعُلَ يَفْعُلُ ‘dür. Bu ölçüdeki fiil: حَسُنَ يَحْسُنُ’dür. Bu bâbın alâmeti: Aynel fiili mâzide ve müzâride mazmûm olmasıdır. Bu bâbın binâsı ancak lâzım olur حَسُنَ زَيْدٌ    Zeyd güzel oldu gibi.

 

AÇIKLAMA:

Lazım Fiile Örnek:

fiil,  faildir. Fail olan Zeyd’in güzel olma işi, bir mef’ule geçmeyip iş sadece faile kaldığından  fiili lazımdır.

 

اَلْبَابُ السَّادِسُ : فَعِلَ يَفْعِلُ . مَوْزُونُهُ : حَسِبَ يَحْسِبُ. وَعَلَامَتُهُ: اَنْ يَكُونَ عَيْنُ فِعْلِهِ مَكْسُورًا فِي الْمَاضِي وَالْمُضَارِعِ.

وَ بِنَاؤُهُ : لِلتَّعْدِيَةِ غَالِبًا وَقَدْ يَكُونُ لَازِمًا. مِثَالُ الْمُتَعَدِّي نَحْوُ : حَسِبَ زَيْدٌ عَمْرًا فَاضِلًا. وَمِثَالُ اللَّازِمِ نَحْوُ : وَرِثَ زَيْدٌ.

ALTINCI BÂB: فَعِلَ يَفْعِلُ ‘dür. Bu ölçüdeki fiil: حَسِبَ يَحْسِبُ’dür. Bu bâbın alâmeti: Aynel fiili, mâzide ve müzâride meksûr olmasıdır.

Bu bâbın binâsı çok kere müdeaddî içindir, az kere lâzım olur. Müteaddî fiilin misali:  “حَسِبَ زَيْدٌ عَمْرًا فَاضِلًا” Amr’ı faziletli sandı gibi. Lâzım fiilin misali “وَرِثَ زَيْدٌ” Zeyd vâris oldu gibi.

 

AÇIKLAMA:

Müteaddi Fiile Örnek: 

“حَسِبَ زَيْدٌ عَمْرًا فَاضِلًا”

Fail olan Zeyd’in zannetme işi, mef’ul olan Amr’a geçtiği için  fiili müteaddidir.

Lazım Fiile Örnek.

“وَرِثَ زَيْدٌ” 

Fail olan Zeyd’in güvenme işi, bir mef’ule geçmeyip iş sadece faile kaldığından  fiili lazımdır.

 

SÜLASİ MÜCERRED BABLARIN ÖZELLİKLERİ:

  • Sülasi mücerred bir fiilin hangi babdan geldiği lugata bakarak öğrenilir. Her fiil her babdan gelmez.
  • Bazı sülaci mücerred fiiller birden fazla babdan gelebilir. Her bir baba göre farklı anlamlar da ifade eder.
  • Sülasi mücerred fiillerin mimsiz mastarları semaidir. Yani Araplardan işitildiği şekil üzere öğrenilir.
  • Sülasi mücerredlerde kalıp olan kelimenin ilk harfine fael fiil, ikinci harfine aynel fiil, son harfine iselamel fiil denir.
  • Sülasi mücerred bablar kullanım sıklığına göre sıralanmıştır.